4 Nisan 2008 Cuma

Bisiklet ve Spor İçin Zihinsel Antrenman

Merhaba Bisiklet Dostları:

Sizlere çok yararlı olacağınızı düşündüğüm spordaki antrenman ve özellikle de elit sporcularda müsabaka öncesi yapılması gereken davranışları içeren değişik sunumlar arz eden bu bilğilerden faydalanmanız dileği ile haoşçakalın.



ZİHİNSEL ANTRENMAN

Sporcular, fiziksel antrenmanların yanında psikolojik antrenmanlardan da yararlanmaktadırlar.Psikolojik antrenmanlar, genellikle,fiziksel antrenmanlardan daha az kullanılmaktadır. Biz bu yazımızda psikolojik antrenmanların içinde az bilinen ya da daha da az kullanılan yöntemlerden söz edeceğiz:

Fiziksel bir eylem yapmadan sadece zihni kullanarak belli bir amaca yönelik (bilinen bir hareketin geliştirilmesi ya da yeni bir hareketin öğrenilmesi olarak yapılan hazırlık çalışmasına "zihinsel antrenman" denir.

Zihinsel Antrenman, Eberspacher'e göre üç bölümde ele alınır(1):

1-Kendi kendine konuşma (subvokal) antrenmanı
2-Gizli algı antrenmanı,
3-Kendini hayal Etme (ideomotor) antrenmanı.

Kendi kendine konuşma antrenmanı: Sporcu belli bir hareketin nasıl yapılması konusunda zihinsel olarak kendisiyle konuşur.

Gizli algı antrenmanı: Burada sporcu, idealize ettiği bir sporcuyu (şampiyonu vb.) belli bir hareketi yaparken zihninde canlandırır, hayal eder.

Kendini hayal etme (ideomotor)antrenmanı: Sporcu, kendisinin belli bir hareketi yaptığını tasar/ar ve o sırada tüm ayrıntıları gözden geçirerek eksiklerini belirler.

Zihinsel antrenmanın bir hekim,psikolog ya da antrenör yardımıyla yapılabileceği de düşünüldüğünde,kanımızca üstteki maddelere dış yardımlı zihinsel antrenman hatta grup / takımın tamamıyla aynı anda da yapılabilecek olan toplu zihinsel antrenman ayrımını da eklemek gereklidir.

Dünyadaki çeşitli Zihinsel Antrenman örneklerini şöyle sıralayabiliriz:

Eski bir NASA araştırmacısı olan Dr. Charles A.Garfield (*), imgeleme (hayal kurma) ve fiziksel performans arasındaki ilişki üzerine Sovyetler'in araştırmalarından söz etmektedir.

Bunlardan birinde, dünya sıralamasındaki bir Sovyet atletizm takımı dört gruba ayrılmıştır:İlk grup eğitim süresinin tamamını eğitimle değerlendirmiştir.İkinci grup bu sürenin % 75 'ini eğitimle değerlendirmiş, kalan%25'lik süre içinde ise imgeleme yaparak sporda yapabilmeyi istedikleri hareketleri ve elde etmek istedikleri başarıları tam olarak zihinlerinde canlandırmıştır.Üçüncü grup eğitim süresinin %50'sini eğitime, diğer % 50'sini imgelemeye ayırmıştır.Dördüncü grup ise bu sürenin %25'ini eğitime, % 75 'ini de imgelemeye ayırmıştır.

Bu dönemin sonunda, olimpiyat sonuçlarında, New York, Lake Placid'deki, 1980 Kış Olimpiyatları'nda uygulamadaki en büyük başarıyı dördüncü grup gösterdi ve onları sırasıyla üçüncü, ikinci ve birinci gruplar izlemiştir.

Avusturyalı psikolog Alan Richardson, basketbol oyuncularıyla yaptığı çalışmalar sonunda buna benzer sonuçlar elde ettiğini bildirmiştir:

Üç ayrı grup basketbol oyuncusunun serbest atış yeteneğini incelemiş, sonra ilk gruba günde yirmi dakika serbest atış çalışması yapmasını söylemiştir.

İkinci gruptan hiçbir çalışma yapmamasını isteyen Richardson, üçüncü gruptan da, günde yirmi dakika boyunca, kusursuz serbest atışlar yaptıklarını düşünmelerini istemiştir. Richardson'ın elde ettiği sonuçlara göre, hiçbir şey yapmayan grup - doğal olarak hiçbir gelişme göstermemiştir. Ilk grup % 24'lük bir gelişme göstermiş ama üçüncü grup yalnızca imgeleme gücüyle % 23'lük gelişme göstermiştir ki; bu hemen hemen antrenman yapan grubun başarısıyla eşdeğerdedir.

"Bu zihinsel (mental) eğitimin özünde, psişik olarak kendi kendini kontrol etmek yatar. Atletler gevşeme ve zihinde canlandırma tekniğini kullanmışlardır. Bu çalışmada bir atlet, performansını zihinsel (mental) olarak prova eder. Örneğin sırıkla yüksek atlama yapacak biri, dünya rekorunu kıracak bir yüksekliğe kaldırılmış olan çubuğa zihinsel olarak gözünü diker.

Her ayrıntıyı gözünde canlandırır: Sırığı alması, sıkı sıkı kavraması, atlamak üzere koşması, çubuğu yere bastırması, bedenin ağırlığını hissetmesi ve kendisini çubuğuyla başarıyla aşarken görmesi.

Rus araştırmacılar bu tekniğe Sinirkas programlaması (neuromuscular programming) adını vermişlerdir. Bu yönteme göre, sinir sistemi, gerçek olay ile olayın imajı arasındaki farkı ayıramamakta, böylece bu zihinde canlandırma süreci, sinir sisteminin belli bir başarıyı gösterme konusunda eğitilmesine yaramaktadır.

ZİHİN GÜCÜNÜN ÖNEMİ

Yüksek atlama, uzun atlama gibi kısa süre içinde belli bir hareketi belli bir stilde tekrarlamayı gerektiren spor dallarında yoğun olarak kullanılan imgeleme yöntemi gittikçe diğer spor dallarında da kullanılmaya başlanmıştır. Burada beyindeki merkezi sinir sisteminden kaslara uyarı sinyallerini gitmesi amaçlanır.

1961 yılında Dr.ikai ve Dr.A.H.Steinhaus birlikte yazdıkları "Some modifying the expression of Human Strength" adlı eserde, hipnoz etkisiyle uyutularak "çok güçlü oldukları ve bu gücü sonuna kadar kullanabilecekleri telkini verilen" sporcuların, hipnoz halinde iken normal zamanlara göre maksimal güçlerinden %30 daha fazla bir ağırlık kaldırabildiklerini ortaya koymuşlardır(5). O tarihe kadar antrenman, teknik ve kondisyon özellikleri geliştirilmek üzere yaptırılıyordu. Ve inanılıyordu ki, teknik ve kondisyon özellikleri geliştirilen sporcu, maksimal verim gücüne eriştirilmiş demektir.

Bu teorinin Dr.ikai ve Steinhaus tarafından yıkıIması, üstelik % 30 gibi büyük bir kullanılamayan rezervin ortaya çıkışı, bu rezervlerin nasıl kullanılabilir hale getirileceğini araştırma çabalarını doğurdu.

O günlerde araştırmacıların en büyük yanılgısı, fiziksel gelişim için mutlaka fiziksel bir uyarım olması gerektiği inancıydı. Oysa Dr.ikai ve Steinhaus,fiziksel bir uyarı olmadan da insan organizmasının verim gücünde artış olabileceğini ortaya atmışlardı.

Daha 1873 yılında Dr. W. B. Carpenter, "ideomotor ve Carpenter Etki Kanunu" adını verdiği teorisini ortaya koymuştu: "Herhangi bir algı, o algıyı oluşturan organizmada, o algının gerektirdiği eylemi yapmak için bir istem oluşturur. Bu istemle yapılan eylem, o algı olmadan yapılan aynı tip eylemden daha olumlu sonuç verir.

1967 yılından beri performans yükseltmek amacıyla hipnoz ve zihinde canlandırma teknikleriyle uğraşan Lee Pulos, "ipnoz ve ötesi" kitabında şu gözlemlerine yer veriyor:

"Atletlerle çalışmalarım Kanada Kadınlar Milli Voleybol Takımı'yla başladı. Amaç kişinin tüm fonksiyonlarının geliştirilmesinde hipnozun kullanılıp kullanılmayacağını belirlemekti. Hipnoz teriminden çok genellikle" düşünme eğitimi" terimini kullandık. Takıma posthipnotik(**) telkin verildi, böylece pratik çalışma ya da oyun sırasında konsantrasyonları yükselecek, rakip oyunculara, topa ve takım arkadaşlarına odaklanacaktı. Bu posthipnotik telkine ayrıca şu da eklendi: Dış gürültüler, sesler, dikkati dağıtan düşünceler geri planda sönük kalacak ve oyun üzerindeki konsantrasyonu bozmayacaktır.

Takımdaki her bayan sporcuya otohipnoz öğretildi. Çoğu, oyunla ilgili çeşitli uygulamalarını güçlendirmek için kendi kendine hipnozu haftada dört beş kezkullandı. Öğretilen tekniğin bir yan faydası oldu: Sporcuların çoğu öğrenciydi ve otohipnozu ders çalışma ve okuma üzerindeki konsantrasyonlarını artırmada kullandılar. Hipnoz sayesinde .çalışma alışkanlıklarının geliştiğini ve her hafta antrenmana ayırdıkIarı zaman için üzülmelerine gerek kalmadığını anladıklarında kendilerini voleybola daha çok verdikleri görüldü.

Lee Pulos, çalışmaları sırasında, Bilinçaltının daha önce edinmiş olduğu bilginin, performansı nasıl artıracağını da araştırır(8): "Olimpiyat koşucusu bir kadın atletle çalıştım. Kendisi Mexico City'de olimpiyat oyunlarındaki bir antrenman koşusunda gayri resmi 100 metre dünya rekorunu kırmıştı. Ama şimdi aynı performansı yeniden gösteremiyordu ve kendisinden daha düşük seviyede olduğunu kabul ettiği atletler tarafından geçildiği için formunu kaybettiğini düşünüyordu. Vancouver'deki Simon Fraser Üniversitesi'ne bağlı fiziksel dayanıklılık laboratuarında onunla çalışma yaptık. Bir antrenman aletinin tablasında koşuyormuş gibi varsayılarak bir EKG cihazına ve solunum hız ve miktarını ölçen spirometreye bağlandı. Kendisine hipnoz uygulandı, hem start hem de 200 ve 300 metre koşu çalışmaları için zihinsel (mental) bir antrenmana alındı. Kaslarındaki görülebilir gerilmelerin yanı sıra, bağlandığı cihaz da dikkate değer değişmeler kaydediyordu. Solunum hız ve miktarı maksimum tempodaki bir koşu düzeyindeydi. Kalbi yüzdeyüz on iki daha hızlı atıyordu. Hayatının en iyi performansını sergilediği Mexico City'deki o koşuya hipnotik olarak geri dönmüştü. Şimdi koşuyu adeta ağır çekim izleyebiliyor ve yarışın ayrıntılarını görebildiğigibi bedenindeki duyumları da hissedebiliyordu. Trans imajinasyonundan çıkarıldıktan sonr,a neden o derece iyi bir performans gösterdiğinin ve antrenmanıyla ilgili tüm ayrıntıların hemen farkına vardı. Daha sonraki yarışmada gelişme gösterdi ve eski formuna kavuştu.

Michigan Üniversitesi Tıp Merkezinden Dr.Howard Shevrin'in çalışmalarına göre, ekranda saniyenin binde biri kadar bir süre için gösterilen korku kelimesi bile, kişinin beynindeki elektrodları etkileyebilmekte, ölçüm araçları beynin yüzeyindeki elektriksel faaliyeti ve gizli mesaj olarak alınan korku kelimesinin etkilerini ölçebilmekte ve bir cevap verildiğini kaydedebilmektedir. Shevrin' e göre, ekrana bakmakta olan kişinin, o kelimeyi gördüğünün farkında olması şart değildir. Ama zihin onu algılamış ve tepki göstermiştir.

Korkunun sporcu üzerindeki en olumsuz etkisi, konsantrasyonu bozabilmesi ve sporcunun performansını düşürmesidir. Buna göre zihinsel antrenmanlara, korkunun önlenmesi veya azaltılmasına yönelik alıştırmaların da eklenmesinin etkili olacağı kanısındayız.


KAYNAKÇA
(1) ikizler, C. ve Karagözoğlu,C;Sporda Başarının Psikolojisi, Istanbul, 1997,5.119.
(*) Şu anda California, Berkeley'de Uygulamalı Bilimler Enstitüsü Başkan'dır.
(2) Charles A.Garfield; Peak Performance: Mental Training Techniques of the World's Greatest Athletes (New York: Warner Books, 1984), 5.16.
(3) Mary Orser & Richard Zarro; Changing Your Destiny (New York: Harper & Row, 1989),5.60.
(4) Pulos, Lee; ipnoz ve ötesi; istanbul, 1994, 5.92..
(5) Renklikurt, Turgay; Antrenman ve Fizyolojik Özellikleri, istanbul, 1973, s.95.
(6) Renklikurt, Turgay; Antrenman ve Fizyolojik Özellikleri, istanbul, 1973,5.96.

(**) Posthipnotik telkin: Hipnoz seansı sırasında süjeye (hipnoz uygulanan kişiye), seans sonrasında uygulaması için verilen telkin.

(7) Pulos, Lee; ipnoz ve ötesi; istanbul, 1994, s.100-101.
(8) Pulos, Lee; ipnoz ve ötesi, istanbul, 1994, s. 101-102.
(9) Waitley, Denis.. Kazanmanın Yeni Dinamiği, İstanbul (tarihsiz), s.81-82.
(11) Dr.Restak, RichardM; The Mind (New York: Bantam, 1988), p. 1

Pozitif Düşünce Başarıya Götürüyor :

Rehberlik uzmanı Asım Kurumahmut, pozitif düşüncenin insanları başarılı kıldığını belirtti.

İnsanların çoğunluğunun yaptıkları işle ilgili çalıştıklarını ancak yine de başarılı olamadıklarını söyleyen Kurumahmut, "İnsanların birçoğu yapmak istediği iş için gerekli ilk adımları atmadan, zihnen yenilgiye hazır bir psikoloji taşıyor" dedi. Yenilgiye hazır bir insanın başarısının şansa kaldığını dile getiren rehberlik uzmanı Kurumahmut, Fransızlar'ın kahramanı Jean Dark'ın, "Bütün savaşlar ilk önce insanın zihninde kazanılır" sözünü hatırlattı. Beyninde başaracağına inanmayan insanların zaten uygulamada da gerekli olan enerjiyi kendinde bulamayacaklarını ifade eden Kurumahmut, "Bir işi başarmanın en önemli motoru insan beynidir, zihnidir. Eğer beynimizdeki engelleri ortadan kaldırabilirsek, başaramayacağımız hiçbir iş yoktur. Örneğin bir öğrenci matematik dersinin başına oturduğunda kafasında 'Ben bu dersi anlayamam, başaramam' veya bir işadamı, 'İşler kötü' düşüncesini taşıyorsa kendileri için en büyük engeli oluşturuyorlar demektir" şeklinde konuştu.

Hayatta başarıyı yakalayabilmiş ya da yakalayacak olanların her zaman pozitif düşünceyi taşımış insanlar arasından çıktığını, bundan sonra da böyle olacağını vurgulayan Kurumahmut, "Her olumsuzluğu ve yanlışlığı, hedefe atılan bir adım olarak gören Edison, bu olumlu düşüncesinin karşılığını fazlasıyla almıştır. O nedenle şimdiden kafamızdaki olumsuz düşünceleri fert ve millet olarak öldürmeliyiz. Çünkü insanları ve ülkeleri pozitif düşünceler başarıya götürür" dedi.

3 Nisan 2008 Perşembe

Balıkesir Yıldızlar yarışı


Merhaba Bisiklet dostları;

Tamamen yeni teknik kurulumuzun ve onun degerli başkanı Mutlu erçevik arkadaşımızın ürünü sayılabilecek B kategorisi yıldızlarımız(Bir anlamda Minik de diyebiliriz)Balıkesirde biraz sayıca çok az kaldılar. Bu grupta daha fazla il olmasına ragmen katılan B kategorisi sporcusunun daha fazla olmasını umuyordum en azından katılan her ilin veya takımın bir sporcu ile de olsa yarışmaya katılmasını beklerdim.Kıbrıslı bisikletçi dostlarımızın gelmesi sevindirici olmuş fakat teknik kurallar gereği yarışmalara katılmamış olmalarına üzüldüm fakat kurallara uyma konusunda sanıyorum sonderece iyi bilgilendirmeler yapılmıştı kendileri iyi okuyup anlamamışlarveya işlerine öyle gelmiş olabilir.Umarım birdahaki müsabakalarda bu sorunla gelmezler Mutlu arkadaşımızın bu konudaki tutumunu olumlu karşılıyorum.Müsabaka toplu olarak güzel bir startla başladı bir ara grup tam olarak ikiye bölünmesine ragmen son 25 km toplanarak son bitişe kadar toplu gelinerek iyi bir grup finişi oldu.Herhangi bir kaza yaşanmaması son derece sevindirici bir gelişmeydi.Çok rüzgarlı bir havada yapılan müsabaka beklenen yagmurun yagmaması yarışmanın biraz daha hareketli geçmesine yardımcı olmuştur.Yanlız tekrar burdada belirteyim Federasyon yönetiminin en azından hiç olmazsa B -Kategorisinde veya yıldızların grup müsabakalarında harcırah barajını tabanadaki sporcu sayımızın arttırılması bakımından kaldırmasını ısrarla tekrar ediyorum ve bunun için tüm kulüp idareci ve antrenör arkadaşlarımla beraber federasyonumuza ortak imzalı bir dilekçe hazırlayıp sunmamız gereklidir.



MHK Başkanımız Sayın Şükrü beyle kısa bir degerlendirme yaptık geçen hafta Manavga ta ki verilen Cumhurbaşkanlığı turu hakem bilgilendirme seminerinin çok yararlı geçtiğini ve bunuda Balıkersir deki yarışmada görev alan Hakemlerimizde bu yıldız erkekler yarışması ve öncesindeki ikigünlük olarak yapılan büyük erkekler yol yarışmasında son derece fark ettiklerini gözlemlediğini bu seminerlerin tekrar devam edecegini ve şuandaki mevcut faal hakem sayılarının tesbit edilip kayıt altına alınması çalışmalarının devam ettiğini ve illerden faal hakem listelerinin beklendiğini belirti.Organizasyon olarak Balıkesir İl temsilcisi sayın Turhan bey ve Bölge antrenörü arkadaşımız Sayın Gürcan Atılmaz 'a ve onların nezninde görev yapan tüm Balıkesir Gençlik ve spor il müdürlügümüze çok teşekkürler ediyor ellerine saglık diyoruz.


Tekirdag 'da buluşmak dilegiyle.


Hoşçakalın.Sevgili dostlar.

21 Mart 2008 Cuma

2008 ATOC (Usa) ve 2008 Paris- Nice

- 2008 Amerika profosyonel ATOC bisiklet turundan ve 2008 Paris Nice yarışmasından çok kısa bir video gösterimi:



-

12 Mart 2008 Çarşamba

Bisiklet Merkez Hakem Komitesi;

Merhaba,


Ve nihatyet sonunda yaklaşık iki yıldır bir türlü oluşturularak ataması yapılmayan Bisiklet Merkez Hakem komitesi sanırım spor genel müdürlüğününde baskısıyla sonunda başkan tarafından? ataması yapıldı.Çünkü türk bisiklet sporuna şimdiye kadarki hiçbir yönetimde bu kadar zarar veren iki kişininde biri içerden biride dışardan olmak üzere onların( mhk başkanı ayrı olmak kaydıyla) seçtiği isimlerden oluşması dikkatimi çekti.Bu durumunun diğer zamanlardaki mhk den çok farklı olabileceğini pek düşünemiyorum.Çünkü Türk bisiklet sporunu adeta bir çok yönüyle katleden bu iki şahıs sayın federasyon başkanın çevresinde hemde akıl danışacak kadar yakın olmalarından dolayı yeni oluşan mhk yi çok fazla kendi halinde bırakacaklarını açıkcası düşünemiyorum.Çünkü bunlar kendilerinin dediklerinin olmamasından çok rahatsız olan kişilerdir.Ne yazıkki sayın federasyon başkanımızda bunları yanında barındıkmakla onlara farkında olmadan çanak tutmuş oluyorlar,camiamızında tepkisinden bir türlü kurtulamıyorlar.

Ayrıca 17-19 Mart tarihlerinde yapılacak olan hakem seminerine davet edilen 20 kişinin bu kadar dar kalmasınada bir anlam veremiyorum.Bu seminer şeklindi üst düzey kursa katılan hakemlerimizi sayısı A-B-C- planlaması yapılarak ve birbirlerini yedekleyerek 60 kişi olması bu fırsatı daha da geniş anlamda degerlendirmiş olacaktık.İleriki yılarda en azından kanımca önümüzdeki dört yıldada bu federasyonun yönetimde kalacagı kanaatinde oldugum için ve dahafazla aynı gün ve tarihlerde böyle büyük organizasyonların yapılması muhtemeldir.Budurumda da müsabakaları yönetecek hakemler için o zaman karşılaşılacak sorunlar bu kursa katılmış hakemlerimiz sayesinde giderilmiş olacaktır.Ama maksat nedir tam olarak bilemediğim için ben bileyim benden başkası bilmesin ve ben olmazsam işler yürümesin mantığı bu olsa gerek.Fahak her şeye rağmen yinede hakem kurulu oluşması ilerdeki bisiklet temsilcilerinin de hakem konularında karşılarında bir nebze olsun sorularına ve sorunlarına çare üretebilecek bir kurum olması sevidiricidir.Yeniden verilecek olan hakem kartlarının sayesinde hakemlerimizin tüm bilğilerinin güncelleşmeside olmuş olacak ve bu sayede dahada yetenekli ve özel meziyetlere sahip kişileri yapılacak olan adeletli atamalar sonrasında keşfetmiş olacagız ve türk bisikletinin gelişmesinde onlarında katkılarının olacagı muhakkaktır.
Önümüzdeki günlerde Bölgesel olarak yapılacak olan yıldız erkekler grup müsabakalarında bu illerdeki il hakemlerinde tam olarak yararlanılmayı düşünülmeli ve mali açıdandan federasyona fazla yük getirmeyecegi için yerel hakemleri görevlendirmeliyiz.
Saygılarımla.

9 Mart 2008 Pazar

Çeşme Kupası ve Alanya Mtb Cup

Merhaba ;



Bu mart ayının birçok ilimizde kışın gerçek yüzünü göstermesine rağmen İzmir /çeşme bisiklet yarışmalarında ege nin kendine özgü havasında yapılması ilğinç oldu.Sanıyorum Türkiye bisiklet turunun istanbuldaki ilk prolog etebından sonraki etap çeşmeden başlayacak olması organizasyonun başlangıcındaki bir yerde böyle yarışmanın yapılması bir çok eksiği zamanında görmek ve önceden tedbirli davranmak için olumlu bir çalışma olmuştur sanırım ilğililer için.Ancak Alanyanın tam aksine konaklama sorunu biraz ön plana çıktı sezonun kapalı olmasından dolayı olacak pahalı ve zor bulunan bir oteller ilçesiydi çeşme.Yarışmaya hazırlayan direktör Mutlu erçevik arkadaşımızı emeklerinden dolayı kutluyorum.Çünkü Hem antrenörlük,sporculuk ve tek başına yarışma organizasyonu yapmanın ne demek oldugunu kendi yaşadığım şehirden bildiğim için Kendisini tebrik ediyorum.Ayrıca yol-krıteyum yarışmalarındaki parkurun üzerindeki bütün logar kapaklarının sporculara tehlike arz etmeyecek bir şekilde değiştirlmiş olmasından dolayı emeği geçen kurum ve kuruluştaki arkadaşlarımıza ayrıca teşekkür ederim.
Bundan sonraki yarışma organizasyonlarında yol-dag farketmez organizasyonun hazırlığı bir kişin üzerine bırakılmamalı hiç yarışmalara katılmamış yeni antrenörleri hakemleri bu tür organizasyonları yapan tecrübeli olan arkadaşlarımızın yanıda yetiştirmeliyiz.
Yarışmalara gelince çok zor olayan güzel bir parkuda yapıldı.Ancak hakemlerini yeterli bol oluşu (alanyaya nazaran)dikkatimi çekti. Fakat yarışmada bir karmaşıklık vardı neden kaynaklandıgını bilmiyorum ama bu karışık ortam krıteyum yarışmasındada göze çarptı.Hakemler kendilerine ve verilen görevlerine birtürlü kosantre olamamışlar gözüküyorlardı.Belki de bundan dolayı yarışmanın içerisindeki karışıklık bundan dolayıdır.kanaatimce.Bundan sonraki yarışmalarda daha iyi olacagını sanıyorum.Yarışmalar büyükler kategorisinde brisaspor kulübünün bariz üstünlüğü ile noktalandı.

Brisaspor bisikletletçileri Mısır turunda yeterli derecede antrenman almışlar ve bunu müsabakalara yansıttılar.Diğer kategorilerde ise çok fazla bir değişiklik gösterecek farklı bir sporcu ve kulüp profili ortaya çıkmadı.Sadece masterler kategorisinde yeni birçoklarına göre genç sayılan sporcu arkadaşkalrımızın katılmasıyla daha süratli ,çekişmeli,heyecan verici bir ortama geldi.İlerleyen günlerde bu kategorideki sporcu sayısının birazdaha artacagını sanıyorum.Bundan dolayıda bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllarda bu kategoryide ikiye bölünmesi gerekecek.Yarışmalarda sporcu katılımı alanyanın biraz altında kaldı.


Bu da sanırım alanya da yapılan dag bisikleti yarışmasından kaynaklandı.faakat alanya dag bisikleti kupasında ilği sadece elit erkekler düzeyinde kalmış ve çok yetenekli,kaliteli sporcular katılmış ve müsabakanın havasını değiştimiştir.Onların içinde mücadele eden türk sporcuları çok büyük varlık göstermeselerde tecrübe kazanmış oldular.Alanya mtb cup ta elit erkeklerin dışındaki tüm kategorilerde katılım tam bir fiyasko olmuştur. Bu gidişle bisikletin tabanını geniş tutamadığımız sürece bisikleti bir yerlere getirmemiz mümkün olamayacaktır.







19 Şubat 2008 Salı

Bisikletin En Büyüğü Eddy Merckx

Merhaba Bisiklet Dostları;



Bu gün sizleri Dünyanın gelmiş ve geçmiş en büyük bisikletçisi olan Eddy Merckx' ten biraz bahsetmek ve yaptıklarından bilğilendirmek istedim.

Doğum tarihi 1945

Doğum yeri Meensel-Kiezegen-Brabant/BELÇİKA



Üçtekerlekli yük taşıma bisikleti ile süt dağıtıcısı iken başladığı bisiklet sporuna 1964 yılında ilkkez katıldığı uluslararası bir amatör bisiklet müsabakasında birinci olarak adını duyurduktan sonra profosyonel oldu. Eddy Merckx profosyonel olarak bisiklet sporunu bıraktığı 1976 yılına kadar katıldığı (-kazandığı) yarışmalarda elde ettiği başarılarından en önemlileri olarak şunları sıralamak sanırım nedenli başarılı bir bisiklet sporcusu olduğunu sizlerde fark edeceksiniz.

5-kez Tour de France(1969-1970-1971-1972-1974)(1973 te'de fanatik bir fransızın turda birinci olmasına rağmen sondan iki etap öncekindeki yarışmada yumruk darbesiyle düşürülmüş ve genel klasmanı o yıl 2 nci olarak bitirmiştir.)

5-kez Giro d'İtalia (1968-1970-1972-1973-1974)

1-kez İspanya(Vuelta)-(1973)

3-kez Dünya Şam.(1967-1971-1974)

Ayrıca diğer büyük bisiklet yarışmaları olan ve şimdiki sistemde dünya kupası klasik yarışmaları olan bir günlük bisiklet turlarından olan,

Milan -Sanremo (1966-1967-1971-1972-1975-1976)

Lieğe-Boston-Lieğe(1969-1971-1972-1973-1975)

Paris-rebouxs(1968-1970-1973)

Tour de Flanders(1969-1975)

Giro d'lombardi (1971-1972)

ve ayrıca 1972 yılında Meksika Hora'da yapılan saate karşı bisiklet müsabakasında 1-saatte 49.431 m.ile bir dünya sürat rekoru kırdı.(not:bu rekor daha sonra İtalyan Bisikletçi Francesco Moser Kendi özel dizayn bisikleti ile ve daha sonrada İspanyol Miguel İndurain bu rekor geliştirilerek tekrar kırıldı.)Her yönüyle örnek alınacak yetenekte ve karakterdiki bu bisiklet sporcusu Yarıştıgı yıllarda sadece profosyonel bisikletçilere kapalı olan olimpiyat oyunlarında yarışamamıştır(daha sonraları bu kural profosyonellik kalktığı için ve artık olimpiyatlara katılmaya hak kazanan her bisikletçi yarışma imkanına kavuşmuş oldu)




Şu anda Belçikada hayatını sürdüren bisikletçi kendi adına üretilen bisikletlerle birçok belçikalı bisiklet takımına sahip çıkmakta ayrıca bisikletle ilğili birçok halk organizasyonlarına katılmaktadır.

Oğlu olan Axel Merckx te bisiklet sporcusu olarak yarışmalara katılmakta fakat babasının başarılarına henüz diğer bisikletçiler gibi oda ulaşamamıştır.



Onun Bisiklet sporcusu ve bisiklet takımlarının ülkemizde olmasını çoğalmasını diliyor,bisiklet camiamızın bu yönde çabalamasını bekliyoruz.



Hoşçakalın.

16 Şubat 2008 Cumartesi

14 Şubat 2008 Perşembe

Bisiklet Alırken Ve Şehirde Kullanırken:

Bisiklet alırken ve seçiminde dikkat edilecek önemli hususular;


Bisiklet seçiminde kendinize en uygun olanını seçmek ve almak elbetteki sizin için önemli bir olaydır.




  • Öncelikle bisiklet seçimi yaparken daha önceden bisikleti ne amaçlarla kullanacağınıza karar vermiş olmalısınız. (Dağ tipi-Şehir tipi --Yarış tipi gibi) Daha sonrada modellerin detay özelliklerine dikkat etmelisiniz.(Vites sayısı-Jant ölçüsü-Kadro boyu gibi)


  • Almak istediğiniz Bisikletiniz renk alternatiflerine de ayrıca dikkate alın.Bazı boyaların güneş ışığına karşı hassas,bazılarının da darbelere karşı hassas olduğunu unutmamalısınız.


  • Alıncak bisikletinizin geometrik yapısının sizin fiziginize uygun olup olmadığını kontrol ediniz.Çünkü seleye oturduğunuzda bacagınız çok hafif %5 kıvrılmış ,ayagınız pedal üzerinde ,ellerinizse gidonu tuuttugunuzda rahat olmalısınız. Selenin yeterince rahat ve yükseklik ayarının kolay sökülüp takılan cinsten olması da kullanıcı için önemlidir.



  • Seçtiğiniz Bisikletin üzerindeki mekanik parçaların hangi firmaya ait olduğunu bilmelisiniz.Çünkü genelikle hareketli parçaların aynı firmaya ait olması tercih edilmelidir.






  • Bisikletin üzerindeki lastiklerin seçilen modele uygun olduğundan ve yüzeylerinin çatlamamış olmasından emin olun .


  • Otomobille Taşıma esnasında ve lastiklerin patladığında tamir edilmesi gerektiğinde tekerleklerin kolay takılır-sökülür cinsten olanlarını tercih edin.


  • Bisiklet üzerinde şayet yapacaksanız gece sürüşlerinizde sizi ve bisikletinizi gösterecek tarzda reflekterlör olması gerektiğini unutmayınız.


  • Sizin için gerekli seçiminizi yaptıktan sonra ,bisikletle mutlaka küçük bir deneme sürüşü yapıp ,hareketli mekanik aksamların ve aydınlatma sisteminin iyiş çalışıp çalışmadığını kontrol etmelisiniz.




  • Aldığınız bisikletin servis ağının yeterince geniş ve teşkilatlı olmasına dikkat ediniz.Yedek parça bulmada zorluk yaratmayacak bir marka ve firma bulmanız sizin gelecek günlerdeki bisikletiniz tamir zamanlarında yararınıza olacaktır.

Şehirde Bisiklet Kullanırken;



  • Bisikletinize binmeden önce ,mutlaka frenlerinizi ve hareketli parçalarınızın çalışmasını kontrol ediniz.Trafik ışıklarına ve trafik kurallarına uymaya özen gösteriniz.


  • Bisikletle Daima yolun sağından ve tek sıra halinde sürünüz.Mutlaka güveliğiniz için kask takınız.


  • Bisikletinizin arkasındaki stop lambasını veya kedi gözünüzü daima temiz olarak muhafaza ediniz.


  • Kavşakalra geldiğinizde mutlaka yavaşlayın ve yolun her iki tarafınıda kotrol ettikten sonra geçiş yapınız.


  • Bisikletle sürüşte dönüşlerde mutlaka uygun el işaretlerini kullanınız.




  • Bisikletinizin kontrolünü güçleştirecek ,görünüşünüze engel olack eşya ve yolcu taşımamalısınız.




  • Yolun sağından yürüyen yayalara daima yol veriniz.




  • Trafik akışındaki araçra ve park etmiş araçların ani ve dikkatsiz hareketlerine karşı tedbirli olmalısınız.




  • Asfalt yollarındışında bisiklet kullanırken daha dikkatli ve yanlız olmamalısınız,yanınızda mutlaka bir eşiniz olamlıdır.

Güzel ve keyifli sürüşler dileğiyle,

Hoşçakalın

9 Şubat 2008 Cumartesi

Bisikletin Genç Yeteneği Tuba Karaarslan





TUBA KARAARSLAN


KOCAELİ GENÇLİK SPOR KULÜBÜ SPORCUSU2007 TÜRKİYE BİSİKLET ŞAMPİYONU


TUBA 25 HAZİRANDAN İTİBAREN GÖREME/NEVŞEHİRDE DAG BİSİKLETİ MİLLİ TAKIM KAMPINDA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR. 13 TEMMUZDA 2007 CUMA GÜNÜ AVRUPA GENÇ BAYANLAR DAĞ BİSİKLETİ MÜSABAKASINDA TÜRKİYEYİ DİGER KATEGORİLERDEKİ BRİSASPORLU SPORCULARIMIZ İLE BİRLİKTE GENÇ BAYAN KATEGORİSİNDE TEK SPORCU OLARAK ÜLKEMİZİ TEMSİL EDECEK. ANTRENÖR MEHMET BOZDEMİR ; SPORCUSUNUN ŞU ANDA PERPORMANS OLARAK ÜST DÜZEYDEKİ SPORCUSUNUN AVRUPA ŞAMPİYONASINA KATILACAK OLAN 38 YABANCI SPORCU İLE YAPACAGI MÜSABAKADAN EN İYİ SONUÇLA AYRILACAGINI TAHMİN EDİYORUZ VE GELECEK YIL İÇİNDE TUBA NIN AYNI YARIŞMADA BU YILKİNDEN DAHA İYİBİR SONUÇ ALMASI İÇİN TECRÜBE KAZANMASI ,ONUN İÇİN EN BÜYÜK KAZANÇ OLACAKTIR.AYRICA TUBA KARAARSLAN19-22 TEMMUZDA BULGARİSTAN'DA YAPILACAK OLAN AVRUPA GENÇ BAYANLAR YOL ŞAMPİYONASINDA DA ÜLKEMİZİ TEMSİL EDECEKTİR.DAHA BİR YILLIK BİSİKLET SPORCUSU OLAN TUBANIN BU BAŞARILARI AİLESİNİ ,KULÜBÜNÜ VE ANTRENÖRÜNÜ ÇOK MEMNUN ETTİĞİ GİBİ GELECEK İÇİNDE UMUT VADETMESİ HERKESİ AYRICA SEVİDİRMEKTEDİR.TUBA KENDİSİ GİBİ BİSİKLET SPORCUSU OLMAK İSTEYEN BAYANLARI BU SPORA DAVET EDİYOR.

8 Şubat 2008 Cuma

Tacettin Özsavaş Kupası 2008 Yarışmaları Alanya

Merhaba Yeni Sezon;


Evet sevgili bisiklet dostaları nihayet özlemle ve umutla beklediğimiz yeni bir bisiklet sezonumuzda hayırlısıyla bir kaçyıldanberi oldugu gibi her zaman insanları sıcak güneşi ile karşılayan Alanyada 2008 sezonumuzu güneşli ama çok sporcuları bunaltmayan sıcaklığı ile başladı.2008 bisiklet takvimi açıklandığı şekli ile bu yıl daha fazla yol bisikleti bölümünün ön plana çıkarıldığı görülmekte ve bununlada sanırım dışlanmış gibi görülen yol kulüplerinin buyıl gönüllerinin alınması için yapılmış bir proğram gibi gözüküyor.Ayrıca uluslararası yarışmanın Sadece Cumhurbaşkanlığı ile kalması bir eksiklik ve bu yarışmanında tam olarak altyapısının sağlanmadan çok çeşitli kulisler yaparak 2.1 kategorisine çekilmesi kanımca zamansın oldu.Teknik toplantıda yapılan yeni sistemlerin açıklanması sırt numaraları üçreti konusu veb sayfası ve e-mail şeklindeki online kayıt sisteminin çok karmaşık algılanmasına ragmen ilerleyen günlerde rayına oturacagı ve güzel olacagı muhakkatır.



Bisiklette yeni sezonda sporcu sayısının birazdaha arttırılması yönündeki çalışmaların yeterli olmadığı kanısındayım.Her yıl oldugu gibi bu yılda Büyük erkelerde ilk yarışma oldugundan sanırım sporcu sayısı 5o civarında olması memnuniyet verici fakat bu sayı Türkiye şampiyonası ve sonrasında 30 un altına düştüğünden ilk yarışmadaki katılım sayısının sezon sonuna kadar koruyamıyacagımız aşikardır ve çeşitli sebepleri vardır.Asıl üzücü olan ise Genç erkekler kategorimizdeki sporcu sayımızın 30 civarında kalması fevkalade düşündürücüdür.Yıldız erkeklerdede durum çok parlak gözükmüyor.Taban denilen bu iki kategorinin çok geniş tutularak daha fazla sporcuya ulaşmamız gereklidir.Bunun için yıldızlar kategorisinde harcırah sisteminin %65 değil --%85 --90 ile sınırlandırılması biraz olsun katılımcı sporcu sayımızı biraz daha arttıracaktır kanaatindeyim.Bayanlarda da durum geçen sezonun tam tersine dönmüş gibi gözüküyor.Geçen sezon büyük bayanlar 9 kişi genç bayanlar 20 kişi iken busezon ilk defa yarışmaya katılan 2 tane yeni genç bayan olması bayan bisikletimizin gelişmesi açısından pek umutlu bir gelecek vaadetmiyor.Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet turunun alel acele kategorisinin değiştirilmesi Türkiyeye turizm tanıtımı açısından birşeyler mutlaka kazandıracaktır ancak Türk bisikletine neler kazandıracaktır bunu bilmek biraz olsa gerek umarım Türk bisikletinin gelişmesi için iyi olur.
2007 sezonunun Kazanan takım ve ferdi sporcularına kupalarınında verimesinden dolayı federasyonumuza teşekkür ederim.



Bu sezonun ve ilk müsabakanın en olumlu yanı ise sanırım böyle devam edecek master erkeklerdeki katılım ve takım sayısının çok oluşu mücadeleyi ilerleyen günlerde dahada çekici hale getirecektir. Bütün kategorilerin aynı aynı müsabakada yapılmasından bazı olumsuz sıkışıklıklar doğuyor bunun için hepsinin bir arada olmaması bir çok açıdan daha faydalı olacaktır.Şayet olursada mutlaka 3 günlük müsabakalarda tüm kategöriler 3 gün yarıştırılmalıdırlar.Yıldızların kullanacagı dişliler konusundaki gelişme önemlidir fakat şu andaki sitemi dahi tam olarak yeni yerine oturutmuşken değişiklik yapılması biraz kulüpleri zorlayacak ama bir yıl gibi bir geçiş süreci içinde olması daha uygun olacaktır.Ama yıldızların ve gençlerin yurt dışı müsabakalarına giderken dişli tahditlerine ve yaş tahditlerine mutlaka dikkat edilmelidir.



Ayrıca hem bu müsabakaları hazırlayan hemde milli takım kamp antrenörlüğü görevlerinde yürüterek yarışmanın organizasyonunu gerçekleştiren Mutlu Erçevik ve Cenk Tufan arkadaşlarımızızda ellerine sağlık ayrıca herzaman bizlere hiçbir destegi vermekten kaçınmayan Alanya Belediyesi Spor müdürü saim Kanlı yada teşekkürlerimi tekrar arz ederim.

Herşeye rağmen 2008 sezonunun tümbisiklet camiamıza hayırlı olması dileğiyle,



Hoşçakalın.







Bisiklet Milli Takım Kıyafetleri



Merhaba;
Bisiklet milli takımının Kamplarında (hem yol hemde dağ bisikleti )olmak üzere birkaç kez antrenör olarak bulunma fırsanıtını degerli seçici kurullar tarafından bana verilmiş olmasından dolayı yakaladım.
Bu bulundugum milli takım kamplarında en çok üzerinde durup ama bir türlü başaramadığım milli takım kıyafet birlikteliği ve düzenini şu son kampta yapılmış olmasını görmekten sonderce mutlu oldum.Emeği geçen herkese çok teşekkürler ederim.Ancak bu kıyafet birlikteliğinin sadece antrenmanlardaki sagladığı görsel güzelliğin antrenman dışındaki zamanlardada sağlanması hususunda ilğili arkadaşlarımızın gayretlerini biraz daha yogun birşekilde sürdürmelerini diliyor ve kendilerine kolay gelsin diyorum.

Teşekkürler .

22 Ocak 2008 Salı

Bayan Bisiklet Milli Takım Kampı Alanya:



Merhaba
2008 yılı bisiklet federasyonu programında yer alan Genç ve Büyük bayanlar hazırlık kamplarının ilki 21-31 Ocak 2008 tarihleri arasında Alanya'nın Konaklı beldesindeki Hedef Otelde başlamış bulunmaktadır.
Başlayan Milli takım kampına davet edilen 23 adet sporcularımız 2007 yılındaki yarışmalarda gösterdikleri başarı ve performanslarına göre hazırlık kampına davet edilmişler ve çalışmalarına başlamışlardır.Hedef olarakta 2008 Avrupa bisiklet yol şampiyonasında en iyi dereceleri ülkemiz adına almak olacaktır.
BU Hazırlık kampına Kocaeli li sporcular Büyük bayanlarda Brisaspor'dan SENEM GÜLER--MERVE TAYFUN-ESRA KÜRKÇÜ genç Bayanlarda Kocaeli gençlik spordan BANU FURUNCU--GÜL ÇELEBİ- ve 2007 yılı Türkiye şampiyonu TUBA KARAARSLAN başarılı bir yıl geçirdiklerinden teknik kurul tarafından milli takım kampına davet edilmişlerdir.
Bu kampın tüm sporcularımıza faydalı ve başarılı olaması dilegiyle tüm kamp idareci antrenör ve sporcularımıza kolay gelsin diyoruz.
Bisiklet sezonunun ilk müsabasında görüşmek dileğiyle,
Hoşçakalın Bisiklet dostları.

10 Ocak 2008 Perşembe

Bilal AKGÜL İle Türk Bisikleti Tekrar Olimpiyatlarda;


Olimpiyatlarda 32 yıl sonra bir Türk bisikletçisi;






Evet sevgili bisiklet dostları nihayet sonunda Emin Müftüoğlu başkanlıgındaki bisiklet federasyonumuzun en büyük iddası olan olimpiyatlara bir dag bisikletçisi götürme ve orda yarıştırma çabası nihayet sonuç verdi ve 2008 Pekin yaz olimpiyat oyunlarına ülkemizden ve ilimiz Brisaspor kulübü sporcumuz Bilal Akgül olimpiyat vizesi alarak bisiklet camiasına tatlıbir sevinç getirmiş ve heyecan kazandırmıştır.Dilegimiz sporcumuzun olimpiyatlarda en yüksek performansını göstererek bunca zaman ona yapılan emeğin ve kendi emeğinin karşılığının boş olmadıgını göterecektir kanısındayım.Zaten kulübü Brisasporda kendisine bir jest yaparak en iyi ve üst model bir dag bisikleti kendisine almıştır.Bununda sporcumuza moral motivasyonu açısından pozitif bir katkı saglayacağı bir katkısaglayacağı muhakkaktır.Bu güzel gelişmenin tüm bisiklet camiasına hayırlı olmasını temenni ederek sporcumuza ve olimğiyatlarda ülkemizi temsil edecek diğersporcularımıza başarılar diler sayğılar sunarım.



9 Ocak 2008 Çarşamba

Karamürsel Besyo Bisiklet Paneli

Bisiklet Sevdalıları BESYO’da buluştu ;


Dereköy’de, Kocaeli Üniversitesi Karamürsel Beden Eğitimi Spor Yüksekokulunda düzenlenen ‘ Bisiklet ve Yaşam’ konulu Panel, Bisiklet sevdalılarını bir araya getirdi...
Panele konuşmacı olarak katılan Bisiklet Federasyonu eski başkanlarından Ünal Tolun, Bisiklet Milli Takımı eski antrenörlerinden Mehmet Bozdemir ve Bisiklet Federasyonu Teknik Kurul Üyesi Emre Yıldırım, BESYO öğrencilerine; ‘ Bisiklet, Bisiklet Sporu ve Bisiklet’teki geleceğimiz’ hakkında bilgiler verdi
Karamürsel’in Dereköy Beledesinde Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu öğretim görevlileri her ne kadar ‘Beden eğitimi Öğretmeni’ yetiştiriyorsa, okuldaki ‘Milli’ Sporcu öğrencilerin de katkıları ile ‘ Türk Spor’una’ faydalı olmak için aralıksız ‘PANEL’ düzenliyor seminerler yapıyor. Hafta içinde BESY O’NUN Dereköy’ deki konferans salonunda son zamanlarda adını ‘Dağ Bisikleti Yarışması’ olarak duyduğumuz, unutulmaya yüz tutan ‘Bisiklet’ sporu ile ilgili bir PANEL düzenlendi. Önce Karamürsel’in Dereköy gibi bir Beldesi, bu beldede yaşayan bir Gazanfer Bilge gibi şöhrete ve hayırsevere sahip olduğu için ne kadar şanslı bir ilçe olduğunu vurgulamalıyım. Konya’ dan sonra Türk Milli Bisiklet takımına en çok Bisikletçi veren Kocaeli’ de unutulmaya yüz tutan ‘Bisiklet’ Spor’unu tekrar canlandırmak ayağa kaldırmak için,Karamürsel’in Dereköy Beldesindeki BESYO’ da, 2 milli bisikletçi öğrenci ve onların temas kurdukları Bisiklet Federasyonu eski başkanlarından ve halen Yalova il bisiklet temsilcisi Ünal Tolun, Bisiklet milli takımı eski antrenörlerinden Mehmet Bozdemir ve Bisiklet Federasyonu Teknik Kurul üyesi Emre Yıldırım, BESYO Müdür yardımcısı ve öğretim görevlisi Bülent Beyazıt’la yaptıkları görüşmelerden sonra hafta içinde Dereköy’ de BESYO’ nun konferans salonunda ilk adımı attılar. Ünal Tolun’un heyecanı: Dereköy, BESYO Konferans salonunda 40-50 civarında öğrenci dinleyicinin karşısına çıkan konuşmacılardan bisiklet federasyonu eski başkanlarından Ünal Tolun, Bisiklet sporuna başladığı tam 55 yıl önceki günlerini yaşarcasına BESYO öğrencilerine ‘Bisiklet’ sporu’nun inceliklerini, güzelliklerini o kendine has esprili konuşması ile sunarken, gözlerinde geleceğin milli sporcularını bu topluluk içinde bulmuş insanların mutluluğu görülüyordu. Ünal Tolun BESYO öğrencilerine öylesine bilgiler aktardı ki, ‘ Bisiklet insan vücudundaki 464 adaleyi çalıştıran bir spor dalıdır’ dediğinde, Beden Eğitimi Spor Yüksekokul öğrencileri birbirlerine hayretle baka kaldı. Bozdemir ‘ Kocaeli de Bisiklet’ Panel de belki de en uzun konuşmayı Kocaeli Bisiklet il Temsilci yardımcısı aynı zamanda Bisiklet Milli takımı eski antrenörlerinden Mehmet Bozdemir yaptı. Bisiklet Spor’unun Türkiye’ de tanımı, Federasyon oluşu ve Olimpiyatlara katılışımız ile 1972 yılından sonra Bisiklet Spor’unun Türkiye’deki çöküşünü anlattığı konuşmasında ‘ Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığının İlköğretim Okullarında Beden Eğitimi Ders saatlerini düşürdüğü ve Liselerde Beden Eğitimi Derslerini kaldırdığı bir dönemde biz, Okul Beden eğitimi öğretmenleri ile sürekli okul çalışmaları yapılarak BİSİKLET sporunu tanıtarak yeni sporculara ulaşmak ve aramıza katılımlarının sağlanarak bisiklet sporuna kazandırmaya çalışıyoruz’ dedi. Ödenek yetersizliği ve sporumuzu yöneten sorumsuz-bilinçsiz kulüp ve Federasyon yöneticilerinden doğmayı sermaye sahibi kişi kuruluşlarımızı güven eksikliği yüzünden sponsorluk çerçevesinde Bisiklet sporumuzun içine tam anlamıyla katkılarını sağlayamıyoruz, diye devam ettiği konuşmasında; Kocaeli de 1300 lisanslı bisikletçi olduğunu, 2 faal kulübün 12 bayan 26 erkek olmak üzere 38 sporcusunun müsabakalara katıldığını söyledi. Olimpiyatlara Kocaeli damgası Yunus Nüzhet Onat ( 1928-AmsterdamOlimpiyat’ı) ve Orhan Suda’nın ( 1936 Berlin, 1948 Londra Olimpiyatları) na katılan 2 Kocaeli’ li milli bisikletçisi ile gurur duyduğunu ancak 1972 yılından sonra Kocaeli’ de önce Lassa daha sonra Birissa olarak isim değiştiren kulübün Türk Bisikletinde yeni dönem başlattığını ve çok sayıda ferdi Türkiye Şampiyonluğu yanında Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Türkiye Bisiklet Turu birinciliği kazanarak Kocaeli’ ye onur kazandırdığını vurguladı. Kocaeli Üniversitesi BESYO Okulunda seçmeli olarak Bisiklet dersi verildiğini ve bunu yaygınlaştırmak istediklerini söyleyen Bozdemir ‘ Bu okullardan milli takımlara bisikletçi yetiştirmek hepimizin görevidir’ dedi. Dağ Bisiklet Şampiyonası Dereköy’ deki Panel de, en çok üzerinde durulan ve Federasyon Teknik Kurul üyesi Emre Yıldırımın Bisiklet Sporu’nun ‘Yaramaz Çocukları’ diye nitelendirdiği ‘Dağ Bisikletçileri’ ve bu bisikletçilerin kullandıkları bisikletlerin yapıları oldu. İngiltere’ de yapılan ve BESYO öğrencisi milli bisikletçi Mustafa Sayar’ ın da Türkiye’ yi temsil ettiği yarışmadan slayt gösterileri ile sunumlarla bu spor dalının günümüzdeki yansımasını heyecanla anlatan Emre Yıldırım, Yol (yarış) ve Dağ Bisikletlerinin değerlerini de birim fiyatları ile anlatarak öğrencileri aydınlattı. Otomobil fiyatına Bisiklet! Konuşmacı Emre Yıldırım, Bisiklet spor’unun fedaklarlık istediğini vurguladığı konuşmasında sporcuların kullandıkları bisikletlerin inceliklerini izah ederken yarış bisikletlerinin fiyatlarından örnekler verdi. En ucuzu 500 Euro olan yarış bisikletlerinde fiyatlar 5-6 bin Erur’ya kadar yükseliyor. Evet bugün iyi bir yarış bisikletinin fiatı neredeyse bir yerli Serçe Otomobilinin fiyatı kadar.BESYO’nun Milli Bisikletçileri Dereköy’ deki BESYO’ nun 2 milli bisikletçisi var; Kamil Alev ve Mustafa Sayar, Türkiye’ de bugün itibarı ile toplam düzenli olarak müsabakalara katılan 16 il 26 kulüp ve 120 yol bisikletçi ile 110 Dağ Bisikletçisi olduğu açıklanan Panelde, * Sporcunun boyuna göre bisiklet kadro ölçüm tablosu ( Sporcunun boyu- Bisikletin Kadro ölçüsü) Bisiklet yol Yarışmaları ( Bir günlük yol yarışmaları, Çok etaplı yol yarışmaları, Zamana karşı yarışmalar, Etaplı yarışmalar) Dünya ve Olimpiyat şampiyonaları, Kriteryum yarışmaları, *Bisiklet Kros Yarışmaları, * Yarışma Kategorileri( Lisans 123 yaşında çıkarılıyor anca müsabakalara 14 yaşında katılabilir) *Pist Yarışmaları (Veledrom) Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında yarışma disiplinleri, *Sporcu kıyafetleri konularında öğrencilere bilgiler aktarıldı. Birlikte çalışacaklar Dereköy BESYO’daki panelin sonunda, Müdür yardımcısı öğretim görevlisi Bülent Beyazıt’ın odasında toplanan konuşmacılar Ünal Tolun, Emre Yıldırım, Mehmet Bozdemir, Yrd.Doç.Dr. Menşure Aydın, Yrd..Doç.Dr. Bergün Meriç,Öğr. Gör, Yeşim Körmükçü, Okt. Zeki Kutlu, Milli Bisikletçi Kamil Alev, Üniversiteler’ le yakın temas kurup, Bisiklet Spor’unu kalkındırmak ve yaygınlaştırmak için birlikte çalışma programı yapmayı ve başta ‘Dağ Bisikleti’ Şampiyonası olmak üzere Kocaeli sınırları içinde Bisiklet yarışmaları düzenlemeyi kararlaştırdılar.

29 Aralık 2007 Cumartesi

ŞEHİR İÇİ (KENT ) ULAŞIM PLANLAMASINDA BİSİKLET KULLANIMI VE YAYGINLAŞTIRILMASI

ŞEHİR İÇİ (KENT ) ULAŞIM PLANLAMASINDA BİSİKLET KULLANIMI VE YAYGILAŞTIRILMASI

- MEHMET BOZDEMİR - KocaeliBölgesi Bisiklet Antrenörü

Şehirlerde hızlı nufüs artışı ve kentsel işlevlerin çeşitlenmesi sonucu mekanda geniş alanlara yayılmalar olmuştur.Şehirlerin boyutları arttıkça günllük gereksinimler için aşılan uzaklıklarda artmıştır. Bu uzaklıkları gelişmiş ulaşım araçlarıyla aşan şehirliler zamanlarının önemli bir bölümünü kapalı ve hareketsiz ortamlarda geçirmek zorunda kalmaktadırlar.Özel araç içinda oturarak,toplu taşıma araçlarında ise bazan oturarak bazanda ayakta yapılan uzun ve sıkıcı yolculuklar sadece psikolojik baskı yaratmamakta aynı zamanda bedenin fiziksel gereksinimi olan kas hareketlerini engellemektedir.
19 Yüzyıl buluşlarından olan bisiklet,erişme saglamasının yanısıra açık havada spor olanagı da vererek insan yaşamına olumlu bir katkıda bulunmaktadır.
Her ulaşım aracının kullanımı ,şehir yapısına ve toplumsal alışkanlıklara uyumsağladığı ölçüde artmaktadır.Bisiklet düzlükte kurulmuş yerleşkeletr için uyğun bir araçtır.Engebeli yerleşkelerde ise özel düşünülmüş yollar saglandığı takdirde tercih edileceği düşünülebilir.
İzmit kısmen tepeler üzerine kurulmuş bir yerleşkedir.Ancak ana ulaşım geçitlerinde eğim fazla değildir.Eğimin uygun olduğu geçitlerde gerekli düzenlemeler yapılarak bisiklet kullanımının yayğınlaştırılması dahada arttırılabilinir.Bisiklet şehir içinde daha az alana gereksinim gösteren bir ulaşım aracıdır.Şehir içi bütün yolculuklarda olmasa dahi bazı amaçlar için bisikletle erişim daha uygun olamaktadır.Uygun olan durumlarda bisiklet kullanımı hemkişilere spor olanağı sağlamış olacak hemde araç ile yapılacak yolculukların bir kısmını bisiklete kaydıracağından trafikte rahatlamalara neden olacaktır.
Bisiklet kullanımının özendirilmesi ve yayğınlaştırılması amacıyla planlama içinde konunun ele alınmasının daha yaralı olacağı düşünülmektedir.Kent topoğrafyası ve iklimsel koşullarda üzerinde durulması gereken diğer konulardır. Günümüzde çeşitli ülke şehirleri bisikletin şehir içi ulaşımda sağladığı yararları mümkün olduğunca kullanmaktadırlar.İzmit şehride kendi özelliklerini değerlendirerek bisikleti ulaşım planları içinde katılabilir.

Şehir içi yolculuk istemleri kent arazi kullanışı ulaşım sisteminin yapısı ve toplumsal özelliklere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.Yaşam standartının yükselmesi ,kültürel irlerlemeler şehirlilerin yolculuk istemlerini nitelik ve nicelik olarak etkiler.Günümüz kentlerinde yaşanan büyük boyutlu ulaşım sorunlarının bir bölümü arazi kullanım karalarından kaynaklanmaktadır.Yer seçimlerinin akılcı karalara dayandırılmaması sonucu şehiriçi hareketlerde artışlar olmaktadır.
Ulaşım sistemindeki eksiklikler de artan talepleri karşılıyamadığından ulaşım insan yaşamını sürekli olumsuz yönde etkilemektedir. Şehirleri yaşanabilir mekanlar haline dönüştürme çabalarında ulaşıma önceliğin verilmesi kaçınılmaz olmuştur.Şehir içi ulaşımda kullanılan araçlar çeşitlilik gösterdiğinden koşullara uyan seçeneklerin üzerinde düşünülüp irdelenmesinde büyük yararlar sağlayacağı şüphesizdir.
1.1—Şehiriçi hareketlerde Araç seçenekleri

Yüzyılımızın başlarında özel otomobiller şehiriçi uluşıma girmiş ve hızla kullanımı artmıştır.Bireye mekanda her doğrultuda hereketlilik sağlayan otomobilin faydaları yadsınamaz kadar çoktur.Ançak nufüsun yoğun olarak yerleştiği şehirlerde her bireye özel araç sağlamak için bulunamamaktadır.Otomobilin hareket kabiliyeti şehiriçi alanlardaki yer sınırlılığı nedeniyle azalmaya başlayınca şehir yönetici ve planlayıcıları seçekli ulaşım türlerini düşünmeye başlamışlardır.

Şehiriçi yolculuk sistemleri şehrin barındırdığı çeşitli işlevler arsında olmaktadır.En yoğun hareketler iskan alanlarını işyerlerine bağlıyan geçitlerde ortaya çıkmaktadır.Şehirlerdeki ev-işyeri hareketleri büyük kapasiteli araçlarla sağlanması gerekmektedir.Yoğun yolculuk taleplerinin karşılanmasında otobüs servislerinin yanısıra,kapasitesi yüksek diğer araçlara duyulan gereksinim sonucu 1970’ li yıllarda Avrupa kentlerinde raylı taşıma sistemleri geliştirilmeye başlandı.

Şehiriçinde ortaya çıkan diğer önemli hareketler alışveriş,sağlık,eğitim ve rekreasyonel amaçlıdır.Şehiriçinde sağlık ve eğitim kurumları iskan bölgelerinden belirli uzaklıklarda yapılandırıldıgından erişilmesi için büyük kapasiteli araçların kullanımı kacınılmaz olmuştur. Ancak günlük alışveriş gereksinimleri düşünüldüğünde bu hareketlerin birey tarafından kullanılan ve küçük kapasiteli araçlarla karşılanabileceği açıktır.Bu koşullarda bisiklet uygun bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüz şehirlerinin aşırı derecede hızla büyümesi doga ile baglantısını koparmış,spor olanaklarını kapalı alanlara taşınmasına neden olmuştur.Oysa insan yapısı gereği doganın içinde hareket etmek istemektedir.Şehiriçi rekreasyon amaçlı hareketler ülkelerin kültür düzeylerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Rekreasyonel aktivitelerin insan yaşamındaki önemi yadsınamaz. Tarihin her döneminde rekreasyonel faaliyetler insan yaşamının önemli bir bölümünü oluşturmuştur.Şehir tasarımlarında bu gereksinimlerin göz önüne alınması çevre ve şehir planlayıcıları tarafından kaçınılmaz olmuştur.

1.2.Şehiriçi Ulaşım Araçlarının Çevreye Etkileri.

Şehirlerin ulaşımda yaşadığı dar bogazları aşmak üzere 1970’li yıllarda toplu taşımacılığın geliştirilmesi pekçok ülkede temel politika olmuştur.Şehiriçi erişebilirliğini arttırmak üzere geliştirilmeye çalışılan toplu taşıma araçları arasında raylı sistemler önceliği almaktadır.Bunun temel nedeni ,çevre kirliliğinin kararlarda etkili olmasıdır.
Şehirsel alanlarda hava ve çevre kirliliği kabul edilebilir boyutları çok aşmış durumdadır.Bu kirliliğin büyük yüzdesi kara ulaşım araçlarından Kaynaklanmaktadır.Raylı sistemler elektrik enerjisini kullandığından çevre ve hava üzerindeki olumsuz etkileri gürültü hariç enazda kalmaktadır.Yeraltında inşa edilen raylı sistemlerin gürültü etkiside kontrol edilebilmektedir.
Çevre ve hava kirliliği en az olan araçlardan bir diğeride bisiklettir.isiklet alt yapı yatırımı enaz olan ve bireylerin satınalabilme güçleri içinde olan bir araçtır.Bu özelliklerinden dolayı şehirlerde kullanımın hızla arttığı görülmektedir.Pekçok uzak doğu ülkelrinde yayğın olan bisiklet kullanımı ,son yıllarda batı ülkelerindede yayğınlaşmaktadır.

2. ŞEHİRİÇİ ULAŞIM PLANLAMASINDA HEDEFLER

Şehiriçi ulaşım planları hazırlanırken toplumsal beklentilerinin karşılanması temel hedefler olmalıdır.Bu temel hedefler için çalışılırken ulaşım sisteminde etkinliğin arttırılması , hava ve çevrenin olumsuz etkilerinin enaza indirilmesi ve şehir yaşam kalitesinin yükseltilmesi sözkonusudur.

2.1. Toplumsal Beklentilerin Karşılanması

Şehirlilerin doğadan kopmasının ardından toplumsal aktivitelerinden kopmasının olumsuz etkileri önemli boyutlarda rahatsızlıklar ortaya çıkarmaktadır.İnsanın bedensel ve ruhsal sağlığı bakımından bu etkinliklere ağırlıkla yer vermesi gerektiği herkes tarafından kabul görmektedir.Şehir planlalayıcılarına bu konuda yön gösterici bir rol düşmektedir.Hedefler belirlenirken ve uygulama safhasında özel yaklaşımlar ve yaratıcı çözümler üretmek gerekmektedir.
Sonyıllarda bir yandan var olan uşlaşım sisteminin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin enaza indirilmesi için çalışmalar yapılırken diğer yandan şehirlilerin sportif ve rekreasyonel gereksinimlerinin karşılanması için çalışmalar yürütülmektedir.Modern şehirlerimiz bu aktivilerin aeaza indiği yerler görünümündedir.Şehirli açısından şehri yaşarken çevreye anaz zarar verici durumda olmak ve kendi yaşamını daha canlı, aktif ve sağlıklı durumda tutmak temel amaç durumunda olmalıdır.
Şehirlerde nufüs artışının yanısıra karmaşıklaşan işlevlerin kendilerine uygulanan alanlara yerleşmesi sonucu bunlar arasındaki uzaklıklar devamlı surette artmaktadır. Şehirliler iş yerlerine ulaşmak için önemli boyutlarda zaman ve enerji tüketmektedirler.Temel gereksinimlerini karşılamak üzere günlük mücadelelerinin ötesinde başka faaliyetlere ayıracak zamanları kalmamakta ve zaman bulamamaktadırlar.

Şehirsel alanlar temel işlevlerinin yanısıra günllük yaşamla ilğili bireysel spor ve rekreasyonel faaliyetleri de içine alanmaktadır.Ancak günümüz şehirlerinde bu aktivitilere ayrılmış alanlar ve bireyin zamanı tok denecek kadar azdır.Zaman yokluğu nedeniyle yapılamayan spor ve rekreasyonel hareketler zorunlu günlük hareketler ile birleştirilirse şehirlilere önemli yararlar sağlamış olacaktır.

Şehirlerde rekreasyonel kullanımlı ulaşım servisleri çeşitli düzeylerde sağlamaya çalışılmaktadır.Yerel yönetimler bazı ulaşım türlerini rekreasyon amaçlı kullanırken bazı sferleride rekreasyon alanlarına erişebilirliği arttırkam üzere sunmaktadır. Örnek olarak İstanbulda deniz seferlerinde sağlalan özel vapur seferleri , konser , spor maçları sonunda sunulan otobüs seferleri bunlara örnek olarak gösterilebilinir.

2.2. Şehir Yaşam Kalitesinin Arttırılması

Şehirler, her dönemde toplumsal birlikteliği güçlendirilecek faaliyetlerin yer aldığı yerler olmuştur.Festivaller,spor oyunları,müzik yarışmaları şehirlerde düzenlenmiştir.Bu toplantılar gelişme içindeki toplumu biraraya getirici, toplu ve ortak kullanımı arttırıcı etkinlikler olmuştur.Ancak bu etkinlikler her kültür düzeyinde kendine uygun alanlar istemektedirler. Bu istenilen alanların hazırlanmasında ve düzenlenmesinde tasarımcılara büyük bir görev düşmektedir.Çoğu zaman tasarımcıların katkısı olayın gerisinde kalmakta,kullanıcılar kendi bilği ve tecrübelerinin sınırlsrı içinde olaya yaklaşmakta ve mevcut çevrelerini buna göre şekillendirmektedirler.
Günümüz modern şehirleri inanılmaz boyutlarda kullanılamayan boş alanlarla doludur. Şehirlerin dışarıya doğru yayılması sonucu şehir merkezleri boşalırken pekçok alanlar kullanımdançıkarılmaktadır.Bu gün sürat yolları kenarında, demiryolları boyunca ,su kenarlarında boş alanlar bulunmaktadır.Örneğin Pittsburg Pennsylvania’da yaklaşık 2 ha. Sanayi alanı,105.ha etkin kullanılmayan demiryollarına ayrılmış alan,28 km . nehir kıyısı geliştirilmek üzere beklemektedir.

Görsel olarak şehir yaşamını olumsuz etkilerken bunların boş kalması şehir içinde sürekliliğinde kaybolmasına neden olmaktadır.Gerek arazi kullanımlarında gerekse şehiriçi hareketlerde kesintiler meydana gelmektedir.Şehiriçi işlevsel alanlar birbirinden bağımsız yaşar duruma gelmekte, toplumsal gruplar arası baglatılar kopmakta ve önemli noktalar arası yaya hareketleri kesilmektedir.
Son yıllardaki ekonomik bulanım tekrar şehir merkezlerine yerleşme eğilimini beraberinde getirmiştir. Şehiriçi boş alanlar toplumlar üzerinde olumsuz etkiler bırakarak bekletilmiş olmalarına karşın, bu gün şehirleri yaşama geçirecek potansiyel alanlar durumuna gelmişlerdir. Bu alanlar, tasarımcıların bilinçli yaklaşımlarıyla şehir merkezlerini yeniden şekillendirecek yaşama geçirecektir.Başarılı çalışmalar şehirlilerin merkezi alanlara dönüşlerini sağlayacak ve şehir dışı yerleşmelere seçenek oluşturacaktır.

3. ŞEHİRİÇİ KAYIP MEKANLAR

Kayıp mekanlar ,yüksek yapılaşma alanlarının içinde yapılaşmanın olmadığı boş alanlardır. Bunlar çeşitli kullanımdaki alanlardan arta kalan yada yol boylarında ölçüsüz yapılmış kısımlardır. Terkedilmiş su kenarları, tren istasyonları boşaltılmış askeri tesisler, daha uygun ve erişebilirliğin daha yüksek oldugu yerlere taşınmış olan sanayi tesislerinin alanları kayıp alanlar olarak tanımlanmaktadır.Terkedilmiş insan hareketlerinin uzağına kalmış meydanlar , şehir merkezinde bekleyen araçlara ayrılmış otoparklar, bozulmuş parklar,terkedilmiş iskan bölgeleridir.Kısaca kayıp alanlar istenmeyen kent alanlarıdır.
Kimsenin benimsemediği, kimsenin düzenleme için özel uğraş vermediği bu alanlar yaşama geri dönmek için beklemektedirler.Sınırları belirlenmemiş şehiriçi baglantıları kopmuş ve kullnıcısı kalmamış bu alanların topluma yeniden kanadırılması gerekmektedir.Şehirleri yaşanabilir duruma döndürmek için inanılmaz boyutta olanakları içinde barındıran bu alanların yeniden kullanıma geçirilmesi ve tasarımlarının yapılması gerekmektedir. Bu alanlar şehir tasarım ve planlayıcıları için şehrin yeniden geliştirilmesinde kullanabilecekleri saklı kalmış özel kaynaklardır.

3.1. Kayıp Mekanların Ortaya Çıkış Nedenleri

Şehiriçinde kayıp mekanlar çeşitli etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Artan hareketlilik ve hızlanan iletişim şehirin ortak kullanım alanlarını şekillerdinmiştir.Otomobil ile şehirlere giren sürat yolları ve transit otoyollar şehiriçinde geniş açık alanlar atlep etmişlerdir.Şehiriçi alanların önemli bir bölümü otomobil hareketleri için gerekli tesislere ayrıldı.Detroit ve Los Angeles şehirlerinin % 75 veya 80 oranında alanları otomobille baglantılı kullanımlara ayrılmıştır. Hareket halinde olan araçlar ayrı, duran ve bekleyen araçlar için farklı alanlar ortaya çıkmıştır.
Gününmüz şehirlerinde binalar arsında boş kalan alanların bir kısmı araç ve insan ulaşımına hizmet verirken bir kısım alarda işlevsiz kalmıştır.Ekonomik ve sosyal amaci olamayan bu geniş ve boş alanlar binaların arasını doldurdu. Bianalar birbirinden uzaklaştı. Sokaklar şehir yaşamında ana eleman olmaktan uzaklaştı.Yoğun olarak kullanılan sokaklar ve meydanlar insan boyutunu aştı ve araç gereksinimlerine göre şekillendirildi
Araçların boyutlarına göre şekilledirilmiş sokaklar ve meydanlar artan ölçülerde ortak kullanım alanlarının belirleyici unsuru oldu. Askeri alanlar,hizmet ve sanayi tesisleri erişilebilirliğin yüksek olduğu kısımlara taşındırlar. Kamu ve özel kurumların ilğisizliğide eklenince şehiriçinde yaşam standardını ve şehirin görünümünü olumsuz etkileyen boş bırakılmış alanların ortaya çıkmasına sebep teşkil etmiştir.

3.2. Kayıp Alanların Planlandırılması

Binaların arasındaki mekanlar nadiren tasarlanmıştır. Tasarlanan bu mekanlarda ise insanı ezen boyutlara erişmiştir. Bu aradada insanlar ve kültürler anlamları yitirdiler.Sokaklar ve meydanlar artık şehrin toplanma yeri değildi. Bireyler,şehir meydanlarını kullanma yerine yavaş yavaş aktivitelerini kendi özel alanlarına kaydırdılar.Kişiler yaşamlarını kendi kontrolleri alanlarında sınırlandırdılar.Toplu ve ortak kullanım alanlarının yokoluşu şehirlilerin birbirleriyle iletişimlerini de ortadan kaldırdı. İletişimin yapay çevrede gelişmiş haberleşme teknelojileriyle yapılmaya başlandı.

Kayıp alanların şehir yaşamına geri döndürülmesi için belirli işlevler verilmesiyle mümkün olacaktır.Bu işlev bisiklet kullanımı ve yaygılaştırılmasıylada birleştirilebilinir.Binaların arasına sıkışmış küçük alanlar bisikletler için park yerleri olarak tasarlarnırken ölçek olarak büyük alanlar şehir yeşiline katkı sağlayacak biçimde düzenlenebilinir.Çocuklar için gerekli olan park gereksinimi bu düzenlemeler ile giderilirken maliyeti yüksek oyuncaklar yerine bisiklet yolları yapılarak küçük yaştakiler için hareket ve oyun birlikte sağlanmış olabilecektir.Yaşlı şehirlilerin hareket gereksinimleri ise var olan şehir yollarında belirli izlerin bisiklete ayrılmasıyla sağlanabilinir.

4. BATI ŞEHİRLERİNDE BİSİKLET KULLANIMI


Avrupa şehirleri, 19 yüzyılda yayğın olarak kullanılan bisikleti şehir yaşamına tekrar sokmuştur. Şehiriçi ulaşımda bisiklete diğer ulaşım araçlarıyla eşdeğer oranda önem verilmektedir. Toplu taşımacılığı geliştirmek üzere demiryolu altyapıları inşa edilirken çevre kirliliğini en aza indiren bu uygulamaların yanısıra bireysel özgürlüklere cevap veren bisiklet kullanımı da teşvik ve yaygınlaştırılmalıdır.

Yoğun olarak yaya kullanımının olduğu şehir merkezlerinde bisikletin diğer
Ulaşım araçlarıyla,hafif raylı taşım,otobüs,araba beraber aynı düzlemde kullanıldığı görülmektedir.sokaklarda bisiklet sürücüleri için özel izler ayrılmaktadır.Araba otoparklarının bir kısım yerlerini bisiklet parklarına terk etmişlerdir. Ancak kullanımın yoğun olduğu şehir merkezlerinde bisiklet otoparkları geniş alanlara yayılmakta ve şehir merkezinin sınırlı alanlarını zorlamaktadır. Şehirdel görünüm açısından da çözülmesi ve tasarımlarda uygun çözümlerin üretilmesi gereken boyutlarda alan gereksinimini ortaya çıkarmaktadır.

Şehir dışında çıkıldığında bisiklet kullanıcıları için özel yollar tasarlanması da yaygın olarak görülen uygulamalardandır. Özellikle şehirin kullanıma açılan kısımlarında bu uygulamalara rastlamaktadır.Su kanallarının kenarlarında kırsal alanları geçerken yeni bisiklet yolları yapılmıştır.

Şehir yöneticileri bisiklet yolları boyunca hareketleri yönledirici işaretler yerleştirmişlerdir. Şehiriçi bisiklet ağlarını gösteren haritalar sağlanmıştır. Şehiriçinde bisiklet depoları, tamir istasyonları ve kiralık bisiklet hizmetleri sunulmaktadır.Almanya’da nurnberg şehrinin kuzeyinde 103.000 nufüslu bir yerleşme olan Erlanger’de bisiklet yollarının uzunluğu 175 kilometredir.Siemens fabrikaları 20.000 nufüslu bir üniversite kampüsünün bulunduğu şehirde şehiriçi yolculukların % 25 bisiklet ile yapılamaktadır.

5. SONUÇ VE ÖNERİLER

Şehiriçi ulaşımda araç çeşitliliğinin arttırılması temel amaçlardandır. Farklı amaçlı şehirsel haraeketler için farklı araç türü gerekmektedir. Bu çeşitlilik içinde bisiklet uzun yıllardır unutulmuştur.Oysa gerek bireysel gerekse toplumsal yararlar sağlayan ve günlük yaşamımıza zenginlik kazandıran özellikleriyle kullanımı desteklenmesi gereken bir araçtır. Çevreye ve doğaya zaralı her hangi bir etkisi olmayan bireylerin spor ve rekreasyonel gereksinimlerini birarada sağlayan bir araç olarak bisikletin ulaşım planlamasında ele alıması gerekmektedir.
Kocaeli şehri bisikletin sağlayacağı faydaları kullanabilmelidir.Bisiklet gezme amaçlı olabileceği gibi iş, alış-veriş amaçlı harakatlerde de kullanılabilinir.Şehrin yöneticileri şehre maliyeti en az olacak biçimde geçiş düzenlemeleri yaparak bu kullanımı dahada özenli hale getirebilirler. Şehiriçi yollarda bisiklet için yeterli düzenlemelerin henüz yapılmamış olmasından dolyı kullanım sınırlı bir düzeyde kalmaktadır.ana geçitlerde belirlenmiş izler bisiklete ayrılabileceği gibi bazı yolların tamamıda bisiklet için düzenlenedilir.

İstanbul ulaşım sisteminde Topkapı ve Edirnekapı dan başlayarak Eminönü ne erişen hafif raylı sistemin yanında bisiklet yolları da düzenlenebilinir. Hafif raylı sistemin uztılma çalışmalarının sürdürüldüğü Eminönü –Kabataş hattında eğim açısından bisiklet kullanımını engelleyici koşullar yoktur.Maslak-Şişli-Taksim bağlantısıda aynı yaklaşımla düzenlenilebilinir. Bu geçitler yeterli genişlikte olduğundan iki adet iz araba trafiğine ayrılarak yolun diğer kısmı bisiklete uyğun düzenlenebilinir. Bisiklet gerektiğinde hızlanan bir araç olduğunda yaya yollarından ayrı bir bisiklet izi ayrımının yapılmasında kaza önleme açısından önemli yararları olacaktır.
Bisiklet otoparkları şehir içinde önemli boyutlarda yer gereksinimini ortaya çıkaracaktır.bu gereksinim şehirsel yapıya kayıp alanların kullanıma sokulmasıyla karşılanabilir. Şehiriçinde kayıp alanların değerlendirilmesi yoluyla maliyeti enaza indirilmiş bir ulaşım sağlamak mümkün olacaktır.Her yaş için ideal olan bu aracın kullanımının teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması diğer araçlar üzerindeki baskıyıda azaltacaktır.Bu düzenlemeler şehir içinde kaybolmuş alanların ortadan kaldırabileceği için şehir yaşantısını zenginleştirici olacaktır.
Bisiklet gerek kullanıcı gerekse şehir yöneticileri açısındanda maliyeti düşük bir araçtır.Bisiklet kullanıcının emniyeti açısından eğitimin de yapılması gerekmektedir.Trafik kuralları öğretilmeli ve küçük çoçuklar için iskan alanları arasında küçük alanlar tasarlanırken yaşlı kullanıcılar içinde emniyeti sağlayıcı gereken hassasiyet gösterilmelidir.
Her birey maliyeti düşük ve kendine ait bir ulaşım aracına sahip olabilecektir.Hareketliliği arttıracak olan bu koşullar diğer ulaşım araçları üzerindeki baskıyıda azaltıcaktır.Çoçuklar için açık havada oynama gençler için spor ve toplumsal bağlantıların güçlendirilmesi ve yaşlılar için açık havada bulunma şansı sağlanmış olacaktır.Kişiler arasında toplumlarında en fazla gereksinim duyulan umut sağlanmış olacaktır. Sağlanacak yararlar bütün toplumun olacaktır.

SONUÇ OLARAK

Karayollar trafik tüzüğüe göre gücü ile çevrilen pedal veya benzeri bir mekanizmayla hareket ettirilen ve devamlı olarak yre temas eden en fazla üç tekerleği bulunan motorsuz taşıtlara Bisiklet denir . Bisiklete binmek en basit mekanik ulaşım biçimidir.

Bisiklet günümüzdeki bu durumunu alıncaya kadar pekçok değişiklik geçirmiştir.Pedalın çeşitli makinelerde kullanımı bilinmesine karşın bir aracı ayak hareketi ile pedal gücüyle hareket ettirme düşüncesi çok geç ortaya atıldı .1645 ‘te Jean Theson adlı bir öğretmen bir krank mili (dirsekli bir kol )üzerine uygulanan ayak kuvvetiyle hareket ettirilen dört tekerlekli “atsız bir gezenti arabası “ yaptı. 1816’da Fransız Josep Nicephore Nieppe iki tekerlekli bir taşıt aracı yaptığında bu araca bir pedal düzeneği eklemeyi düşünmemişti. Binicinin ayaklarıyla yeri iterek yürüttüğü bu araca “ çabuk yürüyen” anlamında seleriped adı verildi .Daha gelişmiş bir model olarak Drezin yapıldığında son moda giyinen insanlar bindiği için “Züppe atı” olarak anılır olmuştur.
1839’da Kirkpatrick Macmillan adlı İskoç “züppe atı”na iki pedal ile iki krank ekleyerek arka tekerleği itici duruma getirdi . Binici ayaklarını pedallara dayayarak krankları öne ve arkaya sallıyor bu kranklara bağlı olan miller de arka tekerleği döndürüyordu. Bu araç öz itmeli olduğu için ilk gerçek bisiklet sayılmakla birlikte çok çabuk unutuldu ve bisikletin gelişmesinde önemli bir rol oynamadı.1861’de Fransız Pierre Michaux ve oğulları pedal kollarını doğrudan ön tekerleğin ortasına takarak önmeli bir gelişme sağladılar. 1867’de Paris sergisinde bu velosipet adıyla anılan tanınan bu araç temel ilkesi günümüze kadar değişmeden kalan ilk bisiklettir.
Yeni bir taşıt aracı olarak büyük ilği uyandıran bisiklet pahalı olmasına karşın 1890 ‘ larda Avrupa ve ABD ‘de hızlı bir şekilde yayıldı. Tatil günlerinde caddeler parklar ve köy yooları bisikletçilerle doluyor. İnsanlar işlerine bisikletle gidip geliyorlardı. Bisiklet spor olarak önce fransa’da başladı ilk resmi yarışma 1869 ‘da Paris ile Ronen arasıdaki toprak yolda yapıldı. Dünyada ilk bisiklet yarışının yapılmasını üzerinden tam kırk yıl geçmişti. 20 nci yüzyılın başında kullanımı azalmasıma karşın son yıllarda sağlığa yararlı bir ulaşım aracı olarak çevrelebilim uzmanlarının ve doktorların önerisiyle yeniden yayğınlaşmaya başlamıştır.

18 Aralık 2007 Salı

Muhammet Çeviker


Merhaba Sevgili Bisiklet Dostları;

Kocaeli bisikletinin yeni bir parlayan bisikletçisi olma yolunda sabırla ve emin adımlarla gelecekteki kariyerine eklenmek üzere önündeki basamakları ailesininde ona verdiği büyük destekle bir bir çıkan bu yıldız sporcumuz 2007 yılında dağ bisikleti ve yol bisikleti olamak üzere her iki branşta başarılı yarışmalar çıkarmasına ragmen bir çok teknik arızalardan dolayı kılpayı dereceleri kaçırmış olamakla beraber bir kısım yol müsabaklarında kulübümüzün imkansızlıklarından dolayı katılamadığından puanlamada çok derğerli punları alamamış ve genel klasmandaki yerini bulunduğu konumdan daha yukarılara çıkaramamıştır.Fakat yıl içerisindeki şu andaki puan cetvelindeki yerinin gerçekte böyle olamdığını fark eden değerli Bisiklet Teknik komite üyeleri ve Milli takımlar sorumluları bu sporcumuzdaki istikrarlı oluşunu farketmiş olucaklar'ki bunu değerlendirip sporcumuzuda ileriki yıllarda faydalanmak için 2007 yılı bisiklet milli takım genel hazırlık kampına(NİĞDE--Demirkazık)diğer umut vadeden genç ve yıldız sporcularımızla birlikte aralarına almışlardır. Kendilerine bu seçimlerinden teşekkür ederiz.Genç yetenek sporcumuz Muhammet'te hem kulübünü hemde kendisine bu değeri ve fırsatı veren bisiklet federasyonumuza çok çalışarak uzun yıllar Türk bisiklet sporuna uluslararası alanda başarılar kazandırmak için çok çalışacak ve kendisine güvenenleri mahçup etmeyecektir kanısını taşıyoruz.Bu dileklerimizden sonra sporcumuz Muhammede başarılı ve sağlıklı bir gelecek dilegiyle.
Hoşçakalın.

29 Kasım 2007 Perşembe

Kocaeli Üniversitesi Bisiklet Kulübü Gezisi



Merhaba sevgili bisiklet dostları;


Kısa adı KUBİK olan Kocaeli üniversitesi bisiklet kulübü üyesi bir grup bisiklet ve doğa sever öğrecilerimiz 18 kasım 2007 pazar günü bir araya gelerek daha öneceden belirlenmiş ve ilan edilmiş proğram dorultusunda yogun geçen iki haftalık sınav setreslerini bir nebze olsun üzerlerinde atmak ve zihinsel olarak rahatlamak için toplanarak çokta güzel bir güneşli kasım ayı pazargününde izmit merkeze yaklaşık 12 km lik bir uazaklıkta bulunan Akmeşe yolu üzerindeki Ketence baraj gölü ve çeveresine bisikletli gezi yapılmış ve bu geziye çeşitli üniversitemiz fakültelerinden 4 ü bayan -8 zi erkek toplam 12 bisiklet kulübü üyesi öğrencisi katılmış ve planan gezi etkinliği sorunsuz bir şekilde tamamlanmıştır.Bu yapay sulama göleti balıkçılık için çevresindeki meşelik alanıda piknik yapmaya çok müsait ve bisikletle ulaşılması kolay güzel bir doğası olan mesire yeridir.

Bu etkinlikten keyf alan üyelerimizin derslerinde zaman kaldıkça daha fazla etkinlikte bir araya gelmek için gayret gösterecekleri gezinin sonundaki fotoğroftaki gibi neşeli ve mutlu hall ve yüzlerinden belli oluyordu.Bir daha gezide buluşmak ve günün tatlı yorgunluğunu atmak bir başka gezi etkinliğinde buluşmak dilegiyle herkes kendi yuvasına ayrılmışlardır.

20 Kasım 2007 Salı

İşte Gerçek Spor Ortaklığı;

Türkiyede Üretim Yapan Otomobil Üreticilerinin dikkatine;
Skoda Auto avrupa otomobil üreticisi olan kurum 2004 yıldan itibaren İtalyan Fiat sponsorlugunda olan Efsanevi Fransa Bisiklet Turu(tour de france)ye sponsor olmuştu.Kurum yönetimi bu sponsorluk ortaklığından çok memnun kalmışlarki bu sponsorluklarını 2011 yılına kadar yani 4 yıl daha uzatma ve maddi destegide arttırma kararı almışlardır.Skoda Auto nın 2008 -2001 yıllarını kapsayan sponsorluk ortaklığı anlaşmasını Amaury Sport Organizasyon(A.S.O) şirketi ile imzalamış bulunmaktadır.(Takvim spor20kasım2007)
Bu arada ülkemizde üretim yapan otomobil üreticilerinin Türkiyeli ortakları ülkemizin en önemli bisiklet turu olan ve heryıl düzenli olarak İzmir-Alanya a rasında yapılan Uluslararası Cumhurbaşkalığı Türkiye bisiklet turuna neden sponsor olmazlar neden bilinmez.Çükünkü neden sporumuzu kulüplerimizi yöneten ve spor adına yapılacak maddi ve manevi bütün destekleri kendi menfaatleri yönünde tasarruf eden bilinçsiz yönetecilerin güvensizlik imajı yüzünden büyük sermaye sahibi kurum ve holdinğlerin sporumuza sponsorluk yapmak için yanaşmadıkları görülmektedir.
Saygılarımla.

12 Kasım 2007 Pazartesi

2007 Bisiklet Sezonu;

Merhaba Dostlar:

Evet 2007 yılı yarışma sezonu genelde diğer sezonlara göre biraz daha yogun geçti diyebiliriz.


Özellikle dag bisikleti dalında olimpiyatlara gidebilmek için büyük ugraş verildi stratejik olarak yurt içinde çok uluslararası dag bisikleti organizasyonu yapıldı bu ilavede avrupa dag bisikleti yapıldı ama burda alınan sonuçlarla olimpiyata gidebilme işi burda bana göre bitmişti birde bu duruma ilave olarak gerçek manada dag bisiklet sporcuları kulüpleşemedeginden dolayı ve mevcut güçlü iki kulübünde bu olaya kulüpler bazındaki katkısı hiç olmamıştır. Malum kulüplerimizin sporcuları bile müsabakalara milli takım olarak devletin ve bisiklet federasyonunun maddi katkıları ile yurt dışıdaki müsabakalara gitmişler ve ne yazıkki bu müsabaklarda Alanya Godciyt takımı gittiği bazı müsabakalara milli takım formaları ile değil kendi reklamlı kulüp formaları ile katılmışlardır ve bu konuda bisiklet federasyonu hiçbir işlem ve araştırma yapmamıştır.Bunda dolayıda sanırım dağ bisikletindeki teknik yönetimle bisiklet üst yönetimi arasında çatlak başlamış ve avprupa şampiyonasından sonrada dışlanmalar ve kopmalar başlamıştırzaten dag bisikletindede istenilen kulüp ve sporcu sayısının arttırılması yönünde bir gelişme olmadıgı gibi bu işi yapanlarda dışlanarak ve küstürülerek başlangıçtaki noktadan daha geriye düşülmüştür.Sanırım bu durum önümüzdeki yıl sonuna doğru yapılacak olan seçimlere kadar sürecektir.Fakat şu andaki tek adamlığa oynayan bundanda başarılı olan bey efendi bununda tedbirini almış görünmektedir son alanya mtb yarışmasında ilk defa müsabaklalara katılan farklı kulüplerin oldugunu görünüyor bu şu demek seçim stradejisini şimdiden kendilehlerine çevirmektir ve sanırım bundada başarılı olacaklardır geçen seneki sıkıntıya düşmemiş olacaklardır.


Yol bisikletinde de durum biraz daha farklı olarak kulüpleşmelerde bir sorunyok fakat kulüp idarecileri veya daha çok kulüp antrenörleri eski geneleneklerinden olacak herhakde kendi kişisel ve bölgesel menfaatlerini herzaman bisikletimizin geleceginden daha fazla ön planda aldıklarıdan bir türlü tek yumruk tek söz birliği ve tek çıkar etrafında bir türlü toplanamıyorlar ,toplandırılmıyorlar ki buda tek adamların ekmeğine yağ sürülmüş oluyor.


Müsabakalar açısından bakılırsa yol bisikletinde yine cumhurbaşaknlığı turu ve sonrasındaki yapılan müsabakalar birer egleceden başka birşey olamamıştır.Çünkü bu müsabakaların tarihleri öğrenci olan sporcularımızı etkilediğinden harcırahların zamanında ödenmediğinden müsabakalara katılım çok düşük olmuş sanki mahalleler arası bisiklet yarışması yapılıyormuş biği çok komik rakamlarda sporcu sayısı ile yapılmıştır.


Yıllardan beri bir şeklide yapılan bisikletin seyir olarak keyifli olan pist yarışmaları bu yıl bir türlü yapılamamış olması bir hayli düşündürücüdür.


Bir dünya ve balkan şampiyonalarına hala büyükler gitsinmi gitmesinmi tartışması yapılıyor.Bir bisikleti ayaga kaldırıp kulüpsayılarını ve sporcu sayımızı gerçek bir şekilde arttırabilsek rekabeti artırabilsek bisikletimizde kalite yükselecegibi çok yeni yetenek ve yıldız sporcu kazanmış olacagız.Okullara bisikleti sokacagız diyoruz ve istiyoruz fakat gelin görünkü ilköretim okullarımızdaki beden eiğitim ders saati düşürülüyor liselerimizdede son sınıflarda beden eğitimi dersi kaldırılıyor ve üstüne üstelik liseler dört yıla çıktı her şey özellikle zor şartlarda giden ferdi sporlarımızda daha bir çıkmazın içine giriyor.Birde bu duruma büyüklere geçtikten sonra herhangi bir üniversiteyide bitiren bisiklet sporcusunu bukez gelecek korkusu ve endişesi sarıyor ve bisikletçimiz en verimli olacağı 25-35 yaşları arasında daha hiç sporculuk yapmadan bisikletten kopmuş oluyor böylelikle bir veya birkaç yıldız sporcu kaybedildiği gibi ona harcanan paralar ve zaman ile emeklerde boşa gitmiş oluyor.Diyecegim bu yıl geçti gelecegimizi bu eksiklerimizi giderecek çalışmalar yaparak hazırlamak en akıllıca bir yol olacaktır.

Birde bisikletin görsel anlamdaçok hoş seyir özeeliği olan pist müsabakaları ne yazıkki bu yıl yapılmamıştır.Oysaki pistlerde daha çok müsabakalar yapıp insanları bisikleti tanımalari için pistlere çekebiliriz.Bir an önce planlı bir şekilde 2008 yılından itibaren pist yarışmalarınada gereken önemin verilmesini arzuluyoruz.

Tabiki federasyon başkanımızda herşeyi kurullara bıraktım gidin onlarla görüşün gibi o anı geçiştirici olmamalı çözüm üretmeli olaylara müdahalede bulunmalı.Buna mukabilde federasynunun kurulları özellikle teknik kurullar bir ahenk ve düzen içinde çalışmalıdırki tam bir çare üretim yeri olsun ve bundanda herkes mutlu olsun.


Birde buyıl uygulanan harcırah sitemi mutlaka daha etkili bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır.
Birçok arkadaşımız sanırım bu ödemelerin zamanında yapılmamasından kaynaklan maddi sorunlarla karşılaştılar hatta bazı müsabaklara gidemediler bu durumdada sporcular olumsuz olarak etkilendilerve sonraki müsakalar ve gelecek yılki sezon için motivasyonlarını kaybettiler.
Onun için hak edilen harcırahlar mutlaka yarışmadan sonraki ilk hafta içinde mutlaka verilmeye çalışılmalıdır.


Birde son zamanlarda gündeme gelen federasyonumuza bir menajerlik getirilmesi olayı bu düşünde güzel ama uygulamada daha kendi aramızdaki birçok sorunu çözemediğimiz bir ortamda bunun nekadar yaralı olacağını tartışıp daha net bir karara varmalıyız fakat ilk etapta menajerlik siteminin milli takımlarımızın yurtdışı müsabakalara katılmasındaki bütün süreçte denenip tam olarak işleyişi faydaları kavranıldığında ,yerleştiğindede bir bütün olarak çalışması ortamı hazırlanmış ve altyapısı iyi ,saglam bir temele oturtulmuş olur.


Birde merkez hakem kurulunun buyıl hiçbirşekilde görev yapmadıgı kanatindeyim zaten bir çok sorunu altındaki kurullara bırakan sayın federasyon başkanımız bu hakem kurulunda belli bir iki kişinin agzından çıkan isimlerle müsabakalara ataması çok şık olmamış olup bu konuda kimsenin bir şikayetçi olmamasından dolayı kim senin başı agırmadı ama yapılan atamalar yanlış ve etik kurallara uymuyor Ayrıca özellikle dag bisikletinde hala hakemliği olmayanları hala hakemmiş gibi atamaktan inatla vazgeçmediklerini görülmüştür.


Çok meth edilen teknolji kullanımı olan çip uygulanmasını toplamda ortalama 25 sporcuyla yapılan bisiklet müsabakalarımızda gereğinden fazla abartıldı ve hakemlerimizi ve hakemlik meslegini hafife alma yönünde propaganda aracı olarak kullanıldığı kanısındayım.Çünkü avrupa bisiklet yol şampiyonsında ortalama 160 sporcunun yarıtığı bir müsabakada çip sistemi yoktu ve sonuçlarda grup finişi ile yapılmasına karşın sonuçları etkileyek bir durum ortaya çıkmadı sadece buduruma malum bir şehrimizin gelişmeye kapalı kafalı hakemleri yüzünden gelindiğinide lütfen kimse unutmasın.Normal şartlarda çok önemli işler yapabilen hakemlerimiz hep bölgecilik yapmaları yüzünden bir türlü gelişme kaydedemedikleri gibi şimdide kendi illerinde bile birkaç parçaya bölünmüş durumda gözüküyorlar ve burumdanda kurtulmalarıda daha uzun bir zaman sürecege benziyor.



Bu arada da Kocaeli Brisaspor Bisiklet takımınında ülkemiz adına yaptıkları ve uluslararası müsabakalarda kazandıkları başarılar ve dereceler Türk bisikletin puan hanesine yansımakta ama kulüp federasyonumuz ve il spor müdürlüğü tarafından manevi anlamda bile gereği gibi ödüllendirilemiyor bile ne yazıkki?

Sonuç olarak 2007 yılı bir şekilde bitirilmiş oldu,yukarıdada belirtiğimiz gibi birşeylerden dersler çıkartıp gelecegimizi zaten bir çok açıdan kısıtlı olan merhalelerle karşılaştığımızdan daha kolay aşarak en verimli bir şekilde degerlendirmek Türk bisiklet sporunun kurtulmasına yarayacak çalışmalar yaparak önümüzü acarak geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine atmış olacagız.





saygılarımla,,

11 Kasım Dağ Bisikleti gezisi;


Merhaba Arkadaşlar,

12 KASIM Düzce depremi anısana düzenlediğimiz ve 2007 yılı bisiklet il temsilciğimiz faaliyet proğramında yer alan Dağ bisikleti gezisi 11 Kasım 2007 pazar günü planlanan proğram dogrultusunda yapıldı.
O gün sabah saat 09:00 da il kriz merkezinde toplam 23 bisiklet dostu doga sever insanlar toplandık.(fakatmazeretinden zorunlu olarak aramızda olamayan arkadaşlarımız hariç)Büyükşehir belediyesinden tahsis edilen bisikletleri taşımada kullanmak için kamyon ve katılımcıları taşımak içinde bir otobüs bizleri bekliyordu .bisikletleri kamyona yükleyip gezi başlangıcı olan yere doğru yola çıktık.Yolda bir çay ve kahvaltı molası verdikten sonra serindere köyüne ulaştık ve son kotrollerden sonra ve takip edilecek uyulacak gerekli bilgiler verildikten sonra tv 41 kameraları ve eskord leeplerimiz eşliğinde düşük tempoda geziye başladık ,planlandığı gibide eski köprü başı yeri olan ve adıda hacı ömer denilen mevkide tamamlandı. Bizi bekleyen otobüse tura devam edemiyecek olan tecrübesiz bisikelt sürücüleri bisikletleri ile otobüse binip diğer kocaeli gençlik spor kulübü bisiklet sporcuları grup halinde ve kodosk başkanı hakan tantanın jipinin eskortluğunda il kriz merkezine sorunsuz bir şekilde ulaşmaları ile gezimiz bitmiş oldu katılımcılara belge dagıtıldı bir dahaki gezide buluşmak temennisi ile proğram tamamlanmış oldu.